22 Haz 2017

Firik Nohut

Firik nohut beni Çukurova'ya, çocukluğuma götürür. Fakir topraklarda dahi bereketle yayılan nohut tarlalarındaki sürgünler, yaza doğru belime kadar uzardı. Gücüm yettiğince topraktan birkaç sap çeker, açıklığa çıkardım. Nohutları, çekirdek çitler gibi kabuklarından ayırır, yerdim. Ellerime cılız yaprakların, tuzlu kokusu sinerdi. Tadı tüm krakerlerden, gofretlerden güzeldi. Emek verilmişti, benimdi.

Bazı akşamlar, elimde demet demet nohutlarla köy kahvesine inerdim. Kahveci Salih, mısır közleme mangalında firikleri üter, bakır bir kap içerisinde babamla oturduğumuz masaya getirirdi.

Tozlu yol kenarındaydı kahvehane. Akşam pembeliği bulut bulut karışırdı toz sarısına. Kasetçalarda hasrete çalan bir türkü; masada kapkara çay, Samsun sigarası ve taze nohutlar...